Ağlamak
Ağlamak, göz yaşları sel olana kadar
Ağlamak, damlalar kurşun olana kadar
Ağlamak gören gözün feri sönene kadar
Ağlamak kavuşmayınca ölene kadar.
İki çeşme misali ağlamak, susmadan,
Sitem etmek sensizliğe hiç durmadan
Bıkıp ta usanmak sensiz ayrı yaşamaktan
Ve ağlamak o zaman, ta ki ölene kadar
Ağlamak gülmeyi ümit edercesine
Ağlamak sevgiliyi beklercesine
Ağlamak gelecek mutlaka dercesine
Ağlamak kavuşma ümidi ile, ölene kadar
Sevenleri ayırana sitemin adı ağlamak
Sence de malum, çok zor sensiz yaşamak
Birde bu acıya bir yıl daha dayanmak
Öyleyse ağlamak ümitsizce ölene kadar.
Ağlamak hal böyle iken bitene kadar
Ağlamak göz damarları kuruyana kadar
Ağlamak çilemin adı ağlamak sevdam
Ağlamak sevdam ağlamak, kavuşana kadar.
Ama bu ağlama unutturmayacak yaşamayı
Unutturmamalı mutlu olmayı
Hatırlatmalı geleceğini ve kavuşmayı
Ve susmalı meleğim, birazcık susmalı teselli bulmalı.
Öyle değil mi?
14-05-1995- Türkeli
Hasret Kaldım
O güzel bakışına, yüreğimi yakışına
Deli eden aşığıma ben hasret kaldım.
Nefesine kokusuna, tenine dokusuna,
Yüreğimi okusana, ben hasret kaldım.
Acı tatlı sözlere, masmavi gözlere,
Senle geçen günlere, ben hasret kaldım.
Söyle Allah aşkına, döndüm inan şaşkına.
Gözlerine kaşına, ben hasret kaldım.
Cananıma canıma, güzelime yarıma,
Kavuşmak yoksa yarına, ben hasret kaldım.
Eyvahlar olsun bana, hasretim hasret sana,
Dokunmayın yarama, ben hasret kaldım.
Kavgalarla, kargaşayla, neler geldi bu başa,
Sabır dileyen aşkıma ben hasret kaldım.
Gece gündüz ağladım, ismini sayıkladım.
Yaşamadan yaşlanıp, gençliğime hasret kaldım.
Gelemiyorum yanına, sen gel benim yanıma
Ramak kalsa da kavuşmaya, ben hasret kaldım
Kalmadı gayrı mecalim, bilmem nasıl beklerim.
Uzat ellerini sevdiğim, ben hasret kaldım.
Hasret kaldım sana hasret kaldım ben.
Diyecek sözüm kalmadı gel gayrı.
Ben hasret kaldım.
Ben sana …
25/06/1995 – Türkeli